İçeriğe geç
Duygular 3 dakika okuma

Canlı Canlı Gömmek: İfade Edilmeyen Duyguların Geri Dönüşü

Maide Sena Eldemir

Psk. Maide Sena Eldemir

Psikolog • Çankaya, Ankara

Pencere kenarında duran bir defter ve bitki
Pencere kenarında duran bir defter ve bitki

Trafikte, kırmızı ışıkta beklerken ağlamaya başlayan biri düşünün. Ortada bir sebep yok. Sabah kavga etmemiş, kötü haber almamış. Sadece radyoda bir şarkı çalmış.

Seans odasında bu sahne çok sık anlatılıyor. Ardından da hep aynı cümle geliyor: "Anlamadım, niye ağladım ki?"

Anlamsız değil. Sadece geç kalmış.

Duyguyu gömmek onu bitirmez

Bir duyguyu ifade etmediğimizde onun kaybolduğunu düşünürüz. Oysa duygu, ifade edilmediği için değil, edildiği için biter. Bastırdığımızda yalnızca yerini değiştiririz.

Aklıma hep şu benzetme geliyor: canlı canlı gömmek. Toprağın altına koyduğumuz şey ölmez, sesi kısılır. Bir süre duyulmaz. Sonra en beklemediğiniz anda, en beklemediğiniz kapıdan geri gelir.

Geri geldiğinde de çoğu zaman kılık değiştirmiş olur. Öfke gibi görünür ama altında kırgınlık vardır. Yorgunluk gibi görünür ama altında uzun süredir taşınan bir üzüntü.

Nereden geri dönüyor?

Bedenden. Çene sıkma, boyun ve omuzda geçmeyen gerginlik, mide şikâyetleri, nefesin yüzeyselleşmesi. Danışanların bir kısmı önce hekime gider; tetkikler normal çıkar. O zaman soru değişir: bu gerginlik ne zamandır burada?

Uykudan. Gün içinde sırası gelmeyen duygu, gece yatağa girince sıraya girer. Zihin bir türlü kapanmaz, uykuya geçiş uzar.

İlişkilerden. Küçük bir aksaklığa büyük bir tepki verildiğinde, o tepkinin muhatabı çoğu zaman olayın kendisi değildir. Biriken şeyin kapağı, en güvenli hissedilen yerde açılır. Bu yüzden en çok evde, en yakın olana patlarız.

Dikkatten. Sürekli bir şeyi bastırmak enerji ister. Bu enerji odaklanmadan, üretkenlikten, hatta espri anlayışından kısılır.

Neden gömüyoruz?

Çoğu zaman çok erken öğrendiğimiz için. "Ağlama", "geçer", "büyüdün artık". Bu cümleleri duyan bir çocuk, duygusunun yanlış bir şey olduğunu değil, kimseye yer açmayacağını öğrenir. Sonra da pratik bir çözüm bulur: göstermemek.

Yetişkinlikte bu çözüm işe yaramaya devam eder. Toplantıda ağlamazsınız, sabah kahvaltıda öfkelenmezsiniz. Sorun, düğmenin bir daha hiç açılmamasıdır.

Bir de "fazla olma" korkusu var. Anlatırsam yük olurum, abarttığımı düşünür, benimle uğraşamaz. Bunu düşünen kişi çoğu zaman herkesin derdini dinleyen kişidir. Kendi sırası geldiğinde konuyu değiştirir.

Duyguya yer açmak için küçük bir alan

Gün ortasında üç dakikada deneyebileceğiniz bir tanıma pratiği

01. Durun

Bir dakikalık mola

Telefonu bırakın, ayaklarınızın yere değdiği noktayı fark edin. Hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmayın; yalnızca durduğunuzu fark edin.

02. Adlandırın

Hangi duygu?

Kırgın mıyım, öfkeli miyim, korkuyor muyum, yorgun muyum. Tek kelime yeter. İsim bulmak çoğu zaman şiddeti düşürür.

03. Yerini bulun

Bedende nerede?

Göğüste mi, boğazda mı, midede mi. Oraya bir elinizi koyup birkaç nefes kalın. Duyguyu kovmadan, sadece yanında.

Peki ne yapmalı?

Buraya "her şeyi olduğu gibi dışa vurun" gibi bir cümle yazmayacağım. İfade etmek, boşaltmak demek değil. Kontrolsüz boşaltma çoğu zaman ilişkileri yorar ve kişiyi utançla baş başa bırakır.

Daha küçük ve daha işe yarar birkaç şey var:

Duyguya isim verin. "Kötüyüm" değil; kırgın mıyım, öfkeli miyim, korkuyor muyum, utanıyor muyum. İsim bulmak, duygunun şiddetini genellikle düşürür.

Bedeni takip edin. Duyguyu tarif edemiyorsanız, bedende nerede olduğunu tarif edin. Göğüste mi, boğazda mı, midede mi. Beden çoğu zaman zihinden önce bilir.

Küçük dozlarda anlatın. Her şeyi tek seferde değil. Bir kişiye, bir cümlelik bir başlangıç: "Aslında geçen hafta bana dokunan bir şey oldu."

Yazın. Kimseye göstermeyeceğiniz bir yerde. Yazmak, düşüncenin dönüp durduğu döngüyü kırar.

Ve ağlamayı bir arıza olarak görmeyin. Kırmızı ışıkta gelen o ağlama krizi, sistemin bozulduğunu değil, hâlâ çalıştığını gösterir.

Ne zaman destek almalı?

Şu üç işaret varsa görüşmek anlamlı olur: duygu durumunuz gündelik işleyişinizi bozuyorsa, bedensel belirtiler sürüyorsa ve bunu konuşabileceğiniz kimse yoksa.

Bir de şu var: "ciddi bir şeyim yok, boşuna gelmeyeyim" cümlesini çok duyuyorum. Bir şeyin yeterince ciddi olmasını beklemek zorunda değilsiniz. Uzun süredir taşınan bir yük, tek başına yeterli bir sebeptir.

Görüşme odası, gömdüğünüz şeyi yavaşça, kendi hızınızda çıkarabileceğiniz bir yer. Acele etmeden.


Konuşmak isterseniz 0544 766 19 98 numarasını arayabilir, sorularınız için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz. Duygu düzenleme ve yalnızlık gündemi için yalnızlık ve depresyon sayfalarına da bakabilirsiniz.

Etiketler: #duygular #beden #bastırma #AnkaraPsikolog
Bu yazıyı paylaş:
Maide Sena Eldemir

Psk. Maide Sena Eldemir

Psikolog

Çankaya, Koru / Ankara • Yüz yüze ve online seanslar

Çankaya Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle; Pozitif Psikoterapi temelli bakış, bilişsel davranışçı yaklaşım ve oyun temelli çalışma eğitimlerinden beslenerek görüşmeler yürütüyor. Görüşmeler Türkçe ya da İngilizce ilerleyebiliyor.

Görüşme ve destek

Kendinizi şefkatle dinleyebileceğiniz güvenli bir alan

Çankaya Koru'daki görüşme odasında ya da online; bedensel gerginlikleri, kaygıları ve tekrar eden döngüleri yargılamadan birlikte ele alabiliriz.